Yazının başlığında, severek takip ettiğim televizyon programcısı Ayhan Sicimoğlu’nun Roma için söylediği en güzel cümleyi kullanmak istedim. “Roma’dayım, keyiften komadayım!” Gerçekten de Roma, içine girdiğiniz andan itibaren büyük keyif veren bir şehir. Ünlü İtalyan şarkıcı Andrea Bocelli’nin seslendirdiği “Quizas Quizas Quizas” şarkısı da bize bu yazıda eşlik ederek, keyfimize keyif katsın! Dinlemek için buraya tıklayın.

 Roma’ya İstanbul’dan 2 saat 20 dakika gibi bir sürede uçarak, Leonardo da Vinci Havalimanı’na indik. Leonardo da Vinci adını biliyorsunuz, ama yine de hatırlatayım: 1452 Floransa doğumlu, 1519’da yaşama veda etmiş seçkin bir filozof, mucit ve ressam. Leonardo da Vinci’yi uzun uzun anlatmaya gerek yok. Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği tabloları ile herkes tarafından bilinen bu ünlü filozofu tek cümlesi ile anlatayım: “İyi geçen bir gün nasıl mutluluk getirirse, iyi geçen bir ömür de mutlu bir ölüm getirir.”

 Kalacağımız otel Vatikan’a yakın olduğu için Termini’ye giden otobüsler yerine, Vatikan’a giden otobüslere biniyoruz. Termini bölgesi ucuz olmasına rağmen, evsiz ve göçmenlerin çok bulunduğu bir bölge olduğu için, tercihimizi Vatikan tarafında konaklamaktan yana kullandık. 


 İlk gün kısa bir şehir turunun ardından, otelimize geçiyoruz. İkinci gün, erken kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra Sant’Angelo kalesi ve önünde bulunan köprüye gideceğiz. Sant’Angelo ya da Melekler Kalesi önünde bulunan köprüde, birbirinden güzel 12 tane heykel bulunuyor. Buradan ayrıldıktan sonra, Piazza Novana’ya giderek, meydanda bulunan çeşmelerin önünde Sant’Agnese Kilisesi manzaralı fotoğraflar çekilerek gezimize devam ediyoruz. 


 Sonraki durağımız ise Pantheon oluyor. Zaten Roma’da bir yerden diğer bir yere giderken karşınıza hiç ummadığınız anda muhteşem bir eser çıkabiliyor. Şehirde toplu taşıma neredeyse hiç kullanmadık. Zaten Roma’yı gezmek için sokaklarında kaybolmanız ve tarihi havasını içinizde hissetmeniz gerek.


 Pantheon Antik Roma’nın tüm tanrıları için inşa edilmiş. Bu özelliğinden dolayı iyi korunan yapı, Antik Roma döneminden günümüze kadar en iyi korunan yapı olma özelliğini taşıyor. İçerisine girdiğinizde de dikkatinizi ilk çeken, kubbesindeki daire biçiminde boşluktan içeriye giren güneş ışıkları oluyor.


 Pantheon’dan ayrıldıktan sonra İspanyol Merdivenleri’ne uğruyoruz. Burada fotoğraf çekildikten sonra, ayaküstü makarna yemek için turistler tarafından oldukça popüler Pastaficio’ya gidiyoruz. Sonrasında ise, tatlı için adresimiz tabiki Pompi oluyor. Pompi’nin muhteşem tiramisusunu yedikten sonra akşam ünlü markaların bulunduğu Via Condotti’de dolaşıp, Trevi çeşmesine geçiyoruz.




 Ardından yürüyerek Roma Forumu, Capitoline Hill ve Kolezyum’a giderek fotoğraf çekiliyoruz. Tüm buraları yürüyerek gittiğimiz için, otele döndüğümüzde tam 30 km yürüdüğümü farkediyorum. 

 Üçüncü günün sabahında otelimize yakın olduğu için önceliği Vatikan’a veriyoruz. Eğer Vatikan müzelerine girmek isterseniz bir gününüzü ayırmanız gerek. Ancak biz öğleden sonra Kolezyum’a gideceğimiz için sadece Aziz Petrus Bazilikası’na gireceğiz. Buraya giriş için dünyanın dört bir yanından gelen turistlerle birlikte sıraya girmeniz gerekiyor. Hal böyle olunca sıranın bitmesi için en az bir saat beklemeyi göze almalısınız. 




 Aziz Petrus Bazilikası’na girdikten sonra ilk olarak Michelangelo’nun ünlü heykeli Pietà’yı görüyorsunuz. Zaten Bazilika’nın içinde nereye baksanız önemli bir eseri görüyorsunuz. 


 Vatikan’dan ayrıldıktan sonra, Tiber nehri boyunca Trastevere Bölgesi’ne kadar yürüyoruz. Buradan Kolezyum’a geçerek, bu muhteşem tarihi yapının gündüz ki halini görüyoruz. Roma hem akşam hem de sabah görülmesi gereken bir şehir. Tarihi yapıların her iki hali de gerçekten inanılmaz.




 Kolezyum’dan ayrıldıktan sonra Termini Bölgesi’nden geçerek, yine Trevi Çeşmesi’ne gidiyoruz. Trevi aslında üç yol anlamına geliyor. Ancak bir filmde burası Aşk Çeşmesi olarak çevrilince, o günden sonra bizdeki adı bu şekilde kalıyor. Bu bilgileri ise yanımda gezdirdiğim rehberimden alıyorum. Telefonumdaki Piri uygulamasını kullanarak tüm Roma’yı adeta yanımda bir rehber varmışcasına, hem gezdim hem de bilgilendim.




 Son günümüzü ise alışverişe ayırarak değerlendireceğiz. Uçağımız öğle vaktinde olduğu için zaten çok fazla zamanımız da yok. Önceden planladığımız yiyecek, içecek, kıyafet ve hediyelikleri aldıktan sonra havaalanına gidiyor ve uçağımıza biniyoruz. Trevi çeşmesine para atarsanız Roma’ya bir daha geliyormuşsunuz. Kim bilir, belki yolumuz bir daha Roma’ya düşer…


 Roma’da çektiğim videoyu da buradan izleyebilirsiniz.